KONUK YAZAR | “Hep aynı tongaya düşmek…”
Ajans Beşiktaş’ın konuk yazarlarından Kenan Özmen, dünkü Beşiktaş – Fenerbahçe maçını değerlendiren bir yazı kaleme aldı.
Ajans Beşiktaş – Bu maçın analizi olmaz. Oyun felsefesi kaos, tehdit, gerginlik ve eyyamcılık üzerine kurulu, en önemli gol silahı hakemler olan, maça gelirken Bayern bayrağı açıp, Bayern marşları söyleyen bir rakibe karşı futboldan söz edilebilir mi?
Kaos ve gerginlikten beslenip, üste çıkmak
Rakibimizle oynadığımız son üç maça bakılım: Beşiktaş’a 4 kırmızı kart gösterildi, verilmeyen 3 net penaltımız, bir tane buz gibi golümüz var. Buna karşın rakip uyduruk 2 penaltı kullandı, ofsayttan gol attı, verilmeyen kartlar ise cabası.
Kendisinden başka kusurlu ve hatalı olmayan, ağlamayı bir hayat felsefesi haline getirmiş rakip teknik direktörüne göre ise ezilen, hakkı yenen, doğranan hep kendileri. Güler misin, ağlar mısın?
Futbol oynamaya çıkmamışlar
Normal şartlar altında kazanması mucizelere bağlı rakibin futbol oynamaya çıkmadığı daha ilk dakikalardan belliydi. Özellikle Soldado, Alper ve Volkan ortamı germek için ellerinden geleni yaptılar. Zaten olayların bu duruma gelmesine sebep Soldado ve Alper’e zamanında gösterilmeyen kartlar oldu.
Soldado’nun 4 tane sarı kartlık hareketini görmezden gelen hakem oyunun gerilmesinde baş rol oynadı. Buna iyi niyetli olmayan diğer oyuncular ve rakibin her zamanki oyununa gelen oyuncularımız da eklenince maç çığırından çıktı.
Quaresma’ dan aynı tarife
Bir değil, beş değil. N’aptın Quaresma? Futbol zekayla oynanır. Lig maçında sakin kaldığında neler yaptığını bütün dünya gördü. Sen neyin peşindesin? Rakibe cezasını atacağın goller ve yapacağın asistlerle ver. Bir oyuncu sürekli aynı tongaya düşer mi?
Josef de atılmalıydı
Quaresma’ya Josef bir pozisyonda tekme atıyor, sonra itişmeler ve karşılıklı boğazlarını sıkmalar. Sonra Josef, her zaman yaptığı gibi gelinlik kız edasıyla kendisini yere bırakıyor. Sonuç: Tekmeyi yiyen Quaresma’ya kırmızı kart. Sonrası daha da vahim. İyice çileden çıkan Quaresma 5 maç fazladan ceza almak için elinden geleni yapıyor.
Verilmeyen penaltı
Maçın uzatma anlarında buz gibi penaltımız güme gidiyor. Hakem çok net görmesine rağmen eyyamlarına devam ediyor ve vermiyor.
Lens
Bonservisinin alındığı gün bir derbiye çıkıyor. Psikolojik olarak o kadar hazır değil ki, neredeyse ayakları titriyor. Maçın kaderini belki de ligin kaderini değiştirecek pozisyonda eveleyip geveliyor. 3’e 1 pozisyonda topu rakibe nişanlıyor. Top dönüyor ve 10 kişilik rakip golü buluyor. O pozisyonda boş arkadaşlarını görebilse ve golle neticelense rakip iyice oyundan düşecek ve Quaresma’nın oyuna girmesine gerek bile kalmayacak. Quaresma kart görmeyecek ve cezalı duruma düşülmeyecek, vs. Lens kardeşim, bu maçlarda oynamayacaksan hangi maçta oynayacaksın?
Atiba, Adriano ve Quaresma
Bir kez daha görüldü ki Atiba, Adriano ve Quaresma bu takımın her şeyi. Onlarsız takım işlemiyor. Savunma ve hücum anlamında takım bir türlü istenen düzeyde baskı kurup, sonuca gidemiyor. 2 sefer kalemize gelen rakip çektiği 2 şutla 2 gol bulabiliyor.
Fernandao’nun hareketini Quaresma yapsaydı
Kulislerde Quaresma’nın 5-6 maç ceza alacağı konuşuluyor. Doğrudur, verilir. Mevzubahis Beşiktaş olunca cezalar kılıfına uydurulup fazla fazla verilir. Lig maçında Fernandao’nun attığı ofsayt golü sonrasında yaptığı hareketi Quaresma yapsaydı en az 20 maç ceza yerdi. Ancak Fernandao’ya verilen 2 maçlık ceza 1’e indirildi. Ee ne de olsa Fenerbahçe doğranıyor değil mi?
Larin
Devre arasında büyük umutlarla kadromuza kattığımız Larin neden tribünde oturuyor? Kendisini her maç tribünde çekirdek çitlerken görüyoruz. Neden hiçbir maçta oynamıyor? Sorun nedir?
Keşke, keşkeler hiç olmasaydı
8 askerimizin şehit olduğu hüzünlü bir akşamda, milletçe her zamankinden daha fazla kenetlenmemiz gereken bir dönemde, gereksiz gerginliklerin ve kavgaların yaşandığı derbi görünümlü bir sokak kavgasını daha geride bıraktık. Keşke futboldan bahsedebilseydik, keşke futbolcular, teknik direktörler ortamı germek yerine, başarısızlıklarını örtmek için kendilerinden başka herkesi suçlamak yerine futbolu güzelleştirmek için çalışsalardı, keşke rakip taraftarlarla birlikte maç seyredebilecek olgunlukta olabilseydik, keşke futbol sahalarımız küfür ve hakaretlerin yerine barış ve kardeşlik türkülerinin söylendiği bir yer olabilseydi. Keşke, keşkeler hiç olmasaydı.
Kenan Özmen
Editör: Haber Merkezi
