N’Koudou: “Quaresma’yla oynamayı ve çalışmayı tabii ki de isterdim”

Beşiktaş’ın başarılı kanat oyuncusu Kevin N’Koudou, beIN Sports’un sorularını yanıtladı.

Ajans Beşiktaş – İşte N’Koudou’nun açıklamaları:

“Antalya’daki çalışmalar gayet iyi gidiyor. 1 haftalık aranın ardından yoğun antrenmanlar yapıyoruz ve ritim bulmaya çalışıyoruz. Topla sahada olmak ve topa dokunmak daima güzel hissettirir.”

“Kampta gayet iyi bir atmosfer var. Keyifliyiz. İyi bir iletişimimiz var. Genç arkadaşlarımız da burada. Birlik beraberlik anlamında iyi bir atmosfer var.”

“Ben hep şöyle düşünüyorum, biz ayrıcalıklı insanlarız. Profesyonel seviyede futbol oynama şansını yakalamış insanlarız. İş kısmında bu açıdan bakıyorum. Her gün neşeli olmaya ve bunu insanlara yaymaya çalışıyorum. Ailem beni böyle yetiştirdi.”

“Ailem de bana benziyor. Annem de çok güler yüzlüdür. Dindar bir aileyiz, basit yaşayan bir aileyiz. Bizim ailemizde birini kolay kolay üzgün görmezsiniz.”

“Burayı seçmemdeki en önemli etmenlerden biri Türkiye’nin Müslüman bir ülke olmasıydı. Sorunsuz şekilde dinimi yerine getirebilirdim.”

“Tottenham’da oynama keyfini kaybetmiştim, burada onu da yakaladığımı düşünüyorum. Buraya geldiğim için mutluyum. Türkiye Ligi tanıdığım, bildiğim bir lig değildi ama teklif gelince bana taraftarlardan da bahsettiler. Şu ana dek güzel geçiyor..”

“Bir oyuncu bir kulübün formasını giydiğinde o kulüp için her şeyini vermeli. Taraftarlar karşılıksız, her zaman destek veriyorlar. Taraftarların tutkusuna karşılık vermek için bir oyuncunun elinden geleni yapması lazım.”

“İkimiz de Fransızca konuştuğumuz için Abdoulay ile iletişim kurmamız kolay. İkimiz de Paris’ten çıkmış insanlarız. Onunla aramızdaki ilişkiyi abi – kardeş olarak düşünebilirsiniz, o benden büyük.”

“Ben burada genelde yalnızım ama Abdoulay ve ailesi beni hiçbir zaman yalnız bırakmıyorlar. Hem iyi bir oyuncu, hem de iyi bir insan.”

“Sakatlık riskini aşağıya çekebilmek için kuvvet ve denge anlamında bazı çalışmalar var. Zayıf noktalarımı yukarı çekebilmek için elimden geleni yapıyorum.”

“Lige de takıma da iyi şekilde uyum sağlamış durumdayım. Türkçe’yi her ne kadar konuşamasam da takım içi iletişimde daha iyi durumdayım.”

“Daha iyi performanslar ortaya koymamız gerek, çok önemli bir maçla da ikinci yarıya başlayacağız. Hedeflediğimiz noktaya gelmek istiyorsak ikinci yarıya iyi başlamalıyız.”

“Galatasaray maçında sakatlığım nedeniyle tribündeydim. Bir derbi atmosferini ilk defa orada gördüm, çok yüksekti. Her oyuncu derbileri kazanmak ister, Fenerbahçe maçı bu anlamda üzücüydü. İkinci yarı rakiplerimizle tekrar oynayacağız.”

“Quaresma’yla oynamayı ve çalışmayı tabii ki de isterdim. Ondan bir şeyler öğrenmek ve kapabilmek anlamında onunla çalışmak güzel olurdu. Çok kaliteli bir oyuncu.”

“Burak Yılmaz keşke daha genç olsaydı. Kale önünde olağanüstü bir yeteneğe sahip. Tottenham’da oynarken, onun Galatasaray dönemindeki birkaç maçını izlemiştim. Gerçekten etkileyici. Genç olsa, bugün Avrupa’nın en iyi liglerinde oynayabilecek kaliteye sahip.”

“Ben hakemlerle ilgili konuşmayı çok sevmiyorum. Futbol bir hatalar oyunu. Hakemler de bu hataların parçası olabilir. Ama artık VAR devreye girdi ve hakemlerin hata marjı da düştü. VAR sayesinde birçok pozisyonu tekrar tekrar değerlendirme şansları var. Saygım var ama bir takım için hatalar tekrar tekrar yaşanıyorsa bunlar kabul edilir olmuyor.”

“Cenk Tosun, Everton’da çok oynama şansı bulamıyor. Beşiktaş döneminden onun çok iyi bir golcü olduğunu biliyorum. Premier League’de çok fazla gol sayısı yakalayabilecek bir oyuncu. Burak’la birlikte olması Türkiye milli takımı için de bir şans.”

“Ahmet Nur Çebi, oyuncularla çok yakın bir iletişim içinde. Bize değer verdiğini hissettiriyor. Maçlardan önce bize beklentilerini, isteklerini anlatıyor. Biz de elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışarak buna karşılık vermeye çalışıyoruz.”

“Bence Türk Milli Takımı iyi bir takım. Oyuncuların büyük bir kısmı Avrupa’nın büyük liglerinde oynayan, iyi oyuncular. Takım halinde de iyi bir takım. EURO 2020’deki şansları bence yüksek.”

 

Editör: